İletişim

ÜRÜNLER

Multi Veggie
192,00
1 Multi Fruit Energy
Multi Fruit Energy
169,00
Veggie & Fruit
192,00
Veggie & Fruit Aox
317,00
Optimus
177,00
Daily Omega-3
177,00
DHA Omega-3
192,00
Kids Multi Veggie
177,00
Kids Optimus
186,00
Kids DHA Omega-3
336,00
1 Kids Multi Omega-3
Kids Multi Omega-3
139,00
1 Chewable Green
Chewable Green
69,00
1 Chewable Red
Chewable Red
69,00
1 Chewable Orange
Chewable Orange
69,00
1 Chewable Purple
Chewable Purple
69,00
1 Chewable Yellow
Chewable Yellow
69,00

SERTİFİKALARIMIZ

0

Yemek Seçen Çocukların Psikolojisi

Çocuğunuz yemek seçiyor ve sevdiği yemeklerin dışındaki yemekleri yemiyorsa, bilin ki yalnız değilsiniz. Yemek seçen çocuk sayısı hiç de az değil ve sizin gibi birçok aile benzer bir durumu yaşıyor olabilir.

Beslenmenin büyüme ve gelişme açısından öneminin farkında olan tüm ebeveynler, çocuklarının sağlıklı beslenmesi için oldukça fazla zaman harcarlar. Yemeği seçer, pişirir ve servis ederler. Sunulan yemeği kabul etmeyen çocuğun ebeveynde yarattığı yıkıcı etki ise oldukça yıpratıcı olur, öyle değil mi?

Peki bu tekrar eden ritüel nasıl gerçekleşir? Yemek zamanı yaklaştıkça stres artar. Acaba yiyecek mi? Acaba beğenecek mi? Az da olsa yese… Çocuğa bin bir zahmetle hazırlanmış bu yemekleri yedirebilmek için bin takla atılır, sonuç başarı olursa bu durum ebeveynleri ziyadesiyle mutlu eder. Ama bazen de sonuç, hayal kırıklığı olur.

Panik, stres ve sinir bozukluğu yaşayan ebeveyn, çareyi başka yollarda arar. Bu durumu düzeltmek için yapılan çabalar, bu işi daha kötü bir yola sürükleyebilir.1 Mesela:

Rüşvet: "Üç parça daha brokoli yersen tatlı yiyebilirsin."

Utandırma ve kıyaslama: "Kardeşin ya da komşunun çocuğu sebzelerini her zaman yiyor, sen neden yemiyorsun?"

Cezalandırma: "Bu gece senin için televizyon yok, çünkü akşam yemeğini bitirmedin."

Zorlama: "İki lokma daha yemeden bu masadan kalkamazsın!"

Bunlar belki kısa vadeli iyi çözümler gibi görünebilir; ancak çocuğun uzun vadede yemek yemesini ve beslenmesini olumsuz etkiler. Yemek seçme ve reddetme artabilir.

 

Çocuğun Yemek Seçmesinin Nedenleri

İştah genelde psikolojik bir süreçtir. Yürümeye başlayan çocuğun kendi kendini beslemesi ve öğünlerde kendi hızıyla yemesi gerekir. Yiyecekleri onlara yaklaştırmak ve her hareketini izlemek, yenmeyen yemekleri hemen önünden almak, yenmeyenler hakkında konuşmak, kaşıkla beslemeye çalışmak bunların hepsi farklı baskı biçimleridir.

Baskı, sürekli kontrol eden ebeveyn tutumları, ev içi huzursuzluk, düzensiz yemek saatleri, endişe, yetersiz iletişim (dinlememek ve ilgilenmemek) ve yemek alışkanlıklarında doğru model olmamak, yemeyen çocuğun psikolojisini şekillendirir. 

Çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyen beslenme tutumlarının yanında, bu sorunun daha da büyümesine neden olan başka gerçekler de olabilir. Örneğin yemek öncesi su dahil olmak üzere çok fazla içecek ve abur cubur tüketmek de yemek reddine neden olabilir.

Ya da o gün çocuk hastaysa, aç değilse, çok yorgunsa veya porsiyonları kendi belirlememişse yemek seçimi ve reddi yaşanabilir. Çocuğunuz yemek yemeyi tamamen reddedebilir veya yemekte yalnızca bir veya iki şey yiyebilir, yiyecekleriyle oynayabilir veya fırlatabilir.

Bazen çocuklar can sıkıntısını gidermek ve yaşadığı huzursuzluğu göstermek için bile yemek seçerler. Çocuğunuzun duygusal nedenlerden ötürü fazla yemek yediğinden veya yetersiz yediğinden endişeleniyorsanız, bu ihtiyaçları nasıl daha iyi karşılayabileceğinizi düşünebilirsiniz.

Bazı çocuklar, belirli yiyeceklerin tatlarının ve kokularının bunaltıcı olmasına neden olan yüksek duyulara da sahip olabilir. Kimsenin ona inanmadığını hissedebilir. Bu durum çocukta endişeye neden olur. Çocuk ve ebeveyn bu sorundan dolayı kendilerini suçlu hissedebilir. Bu durum; çocuğun sağlığını, büyümesini, sosyal ilişkilerini ve ebeveyn-çocuk ilişkisini etkileyebilir.

Evet, beslenme önemlidir, ancak çocuğunuzun uzun vadeli ruhsal, zihinsel ve fiziksel gelişimine bütünsel yaklaşmak gerekir. Daha sakin, sabırlı ve sevgi dolu olmanız, çocuğunuzun belirli miktarlarda belirli yiyecekleri yemesini sağlamanızdan daha önemlidir.

 

Çocuğunuzun Yemek Seçme Sorununu Nasıl Çözebilirsiniz?

Yemek zamanlarında nazik ve rahat olun ve ne kadar yiyeceklerine karar vermelerine izin verin. Yemek vakti ise ve çocuğunuz aç olmadığını söylüyorsa, sorun olmadığını söyleyin. Yemek vakti aileye katılmak zorunda olabilirler ama yemek zorunda değiller.

Çocuğunuzu market alışverişine götürün. Yiyecek seçeneklerini tartışın, çocuğunuzun sorularını yanıtlayın ve mümkün olduğunca çok seçim yapmasına izin verin. Bugün hangi meyvelerin güzel göründüğünü, hangi sebzeleri denemeyi isteyebileceğini konuşun. Çeşitli yiyeceklerin kokuları, renkleri, dokuları ve görünümü hakkında konuşun. Zamanla, alışveriş gezilerini ve sizinle birlikte yemek hazırlığına yardımcı olmayı dört gözle bekleyecektir.

Çocuğunuzu yemek pişirmeye ve yemek hazırlamaya dâhil edin. Yapmasına yardım ettikleri yiyeceklere direnmeleri onlar için çok daha zordur.

Çocuğunuzun sunum seçimi yapmasına izin verin. Kendi çatal bıçak takımlarını, sofra takımlarını, kendi yiyeceklerini kesmek isteyip istemediğini sorun.

Mevcut yemekleri reddetme ihtimalini göze alın. Birkaç ek sağlıklı seçenek arasından seçim yapmasına izin verin. Belki tam tahıllı ekmek veya meyve, peynir, şekersiz yoğurt, sebzeler, fındık vb. sağlıklı seçenekler geliştirebilirsiniz.

Yeni yiyecekleri koklamaya teşvik edin. Ailenize çeşitli yiyecekler sunun, ancak çocuğunuzu yeni bir şeyler denemeye zorlamayın. Bunun yerine, yeni yemeği koklamalarını isteyin. Tatmak isterlerse amacınıza ulaşmış olursunuz. Değilse, bu da sorun değil. Bir dahaki sefere aynı yemeği hazırladığınızda aynı şeyi yapabilirsiniz. Sonunda denemek isteyecektir.

Düzenli bir programda birlikte yemek yiyin. Yemek zamanında, sizin ve çocuğunuzun tüm elektronik cihazlarını kapatın. Sağlıklı bir yetişkinlik ve ergenlik için daha çocukluktan itibaren güvenilir sohbetlerin geçtiği aile yemek zamanları önemlidir. Bu ortam, gün içinde okulda veya arkadaşlarıyla çocuğunuzun yaşadıklarını duymak isteyen ebeveynler için önemli bir fırsat olabilir.

Yemek zamanını keyifli hale getirin. Çocuğunuz yemek yemiyor olsa bile, diğer aile üyeleriyle birlikte masaya oturmalı ve sohbete dâhil edilmelidir. Aile yemek zamanı, yemekten çok daha fazlasıdır.

Kendi yemeğinizin tadını çıkarın. Yeme sorunları yaratmanın bir yolu, çocuğunuzun ne yediğine ve ne yemediğine çok fazla dikkat etmektir. Bırakınız o da kendi yemeğiyle ilgilensin.

Sağlıklı beslenmeyi modelleyin. Sağlıklı yemek seçimlerinizle, kilonuzla ve yemek alışkanlıklarınızla model olun.

Kendi yiyeceğinizi yetiştirin. Bir pencere pervazında, balkonda ya da bahçede tek bir şey bile - bezelye, domates, salata,  biber vb.- yetiştirseniz çocuğunuzun gerçek yiyeceklerle bağlantı kurmasına ve tüm bunların nereden geldiğini düşünmeye başlamasına yardımcı olabilir. Onlara yiyeceğin nereden geldiğini göstermek için fırsatlar arayın.

 

Evet, iyi beslenme önemlidir. Çocuğunuzun yaşam boyu iyi beslenmesini sağlamanın en iyi yolu ne zaman ne kadar ve ne yiyeceklerine karar vermelerine izin vermektir. 

Çocuğunuzun yemek seçmesiyle ilgili sorularınızı info@nutrefor.com mail adresine iletebilirsiniz..

 

Levent Kahraman / Pedagog

 

 

Nutrefor Kids® Multi Veggie & Herb yemek seçen çocukları desteklemek için özel olarak geliştirildi. Detaylı bilgi almak için ürün sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

 

 

 

Referans:
1. "10 Reasons Your Child Isn't Eating At Meals (And What To Do!)". Sarah Remmer, RD, 2020, https://www.sarahremmer.com/10-reasons-why-your-child-refuses-to-eat-and-what-to-do/. Erişim tarihi: 14 Haziran 2021.

Devamını Oku...

Enerjimiz Niçin Düşer?

Hiç düşündünüz mü, dünyamız için sınırsız enerji kaynağı olan güneş birdenbire yok olsa ne olurdu? Şöyle ki, önce dünyamız ışık ve ısı kaynağından yoksun kalır ve yavaş yavaş soğumaya başlardı. Sonra yaşayabilmek için güneş ışığına bağımlı olan bitkiler fotosentez yapamayacak hale gelir ve yok olurlardı. Biz insanlarsa soğuktan, susuzluktan ve açlıktan muhtemelen birkaç ay içinde ölürdük. Yani güneş bizim enerji kaynağımız ve onsuz dünya üzerinde gelişkin bir yaşam oluşamazdı.  Buna insan da dahil.

İnsan vücudu da her daim çalışıyor ve enerji kullanıyor. Bu enerjinin temeli tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerden geliyor. Onların da kaynağı yine güneşten. Hayatta kalmak, büyümek, vücudu sıcak tutmak, aktif olmak için hepimizin enerjiye ihtiyacı var. Bunlar için harcanan enerji, besinlerdeki yağ, karbonhidrat ve proteinlerle sağlanıyor.

 

Gelgelelim bu enerji metabolizması, yeri geliyor hızlanıyor, yeri geliyor yavaşlıyor, düştüğü de oluyor yükseldiği de…. Örneğin yorgunluk günümüzde birçok kişide kronik hale geldi. . Enerji düşüklüğü ve yorgunluğun pek çok sebebi olabilir:

  • Bunlardan biri biyokimyasal parametrelerdeki bozulmalardır. Bu yüzden belirli periyodlarda kan parametrelerinin kontrol edilmesi ve bu sonuca göre doktorunuzun önerdiği takviyeleri almak önemlidir.
  • Egzersizin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığa yarar sağladığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte, uzun süreli ve yoğun egzersiz oksidatif stres meydana getirebilir ve enerji düşüklüğüne sebep olabilir.
  • Obezite de yorgunluğa ve enerji düşüklüğüne neden olabilir. Fazla kiloların vücuda özellikle de kas-iskelet sistemine oluşturduğu yük kişilerin kendini yorgun hissetmesine neden olur.
  • Ayrıca günlük almamız gereken enerji ihtiyacının karşılanmaması da kişide yorgunluğa neden olur. Vücudun harcadığı enerji, alınan enerjiden fazla olduğunda kişi kendini halsiz hisseder.
  • Günlük su alımının yetersiz olması da baş ağrısı, halsizlik gibi olumsuz sonuçlara neden olabilir.
  • Mevsim geçişlerinde değişen hormonal denge ve psikolojik durum da yorgunluk ve halsizliğe sebep olabilir.

 

BESİNLER ve BESLENME ile ENERJİYİ YÜKSELTME YARDIMCI ÖNERİLERİ:

  • D vitamini kas iskelet sistemi için oldukça önemlidir ve düşük serum D vitamini seviyelerinin kronik ağrı, anksiyete ve depresyon semptomlarını şiddetlendirdiği görülmüştür.
  • Antioksidandan zengin beslenmenin de oksidatif stresi azaltarak yorgunluk semptomlarını hafiflettiğini söyleyebiliriz. Antioksidan C ve E vitaminlerinin hafıza, bilişsel ve kas fonksiyonları için faydalı olduğu görülmüştür.
  • Bazı çalışmalarda Koenzim Q10, Ginkgo Biloba, L-Karnitin, Melatonin gibi supplementlerin kullanılmasının kas ağrısı, yorgunluk, sabah halsizliği gibi semptomları hafiflettiği ve yaşam kalitesini arttırdığı görülmüştür. Ayrıca diyette bitkisel kaynaklı besinleri artırıp, hayvansal kaynaklı besinleri sınırlandırmak da iyileştirici bir etkiye sahiptir.
  • Diyetteki inflamatuar Omega-6 alımını sınırlandırıp anti-inflamatuar Omega-3 alımı artırılmalıdır. Ek olarak yapılan çalışmalarda bacak güçsüzlüğü, kas ağrısı gibi şikayetlerde Magnezyumun koruyucu bir etkisi olduğu saptanmıştır.
  • Fibromiyalji hastalarıyla yapılan çalışmalarda farklı diyet modelleri uygulanmıştır. Fenolik bileşiklerden zengin natürel sızma zeytinyağı içeren diyetlerin antioksidan aktivitesinden dolayı faydalı olabileceği görülmüştür. Horasan buğdayı gibi eski tahıllar yüksek mikro ve makromineral, Magnezyum, Fosfor, Potasyum, Selenyum, Çinko, Karotenoid ve Polifenol içeriğinden dolayı faydalı etki gösterebilmektedir.
  • Obezite kemik ve kas sistemi sağlığıyla direkt ilişkili olduğu için yüksek BKİ yorgunluk, halsizlik semptomlarını kötüleştirebilir. Bu kişilerde kalori kısıtlaması yapılması genellikle kullanılan bir diyet stratejisidir.
  • Vejetaryen diyetler lif ve antioksidan miktarı yüksek diyetlerdir ve anti-inflamatuar özellikleri yüksektir. Hayvansal gıdaları diyetten çıkarmak ya da azaltmak bu kişiler için faydalı olabilir. Yapılan bir çalışmada vejetaryen diyet uygulanan hastalarda ağrı skorunun ve eklem katılığının azaldığı, uyku kalitesinin arttığı görülmüştür. Ancak hastalar tekrar omnivor diyete geri döndüğünde bu faydalı etkiler ortadan kaybolmuştur.
  • Akdeniz diyetinin etkinliğiyle ilgili çok az kanıt vardır ancak Akdeniz diyeti, kadınlarda kemik sağlığı için faydalı bir etki gösterebilir. Bitkisel gıdalardan, antioksidan ve liften zengin sağlıklı diyet modelleri enerjiyi arttırmak için etkili olabilir. Diyete antioksidan kaynağı böğürtlen, ahududu, karadut gibi kırmızı ve mor meyveler, vitamin-mineral ve liften zengin tam tahıllar, folat ve luteinden zengin ıspanak, karetenoidlerden zengin havuç mutlaka eklenmelidir. Günlük makro ve mikro ihtiyacın karşılanması için diyet zengin ve çeşitli olmalıdır.
  • Enerji depolarımızın dolması için karbonhidrat, yağ ve protein ihtiyacının karşılanması gerekmektedir. Ayrıca D vitamini, Magnezyum, Selenyum gibi vitamin ve minerallerin eksikliğinin giderilmesi de kişilerin yaşam kalitelerinin artmasında önemli rol oynamaktadır.

 

RENKLERİN GÜCÜ

Renkli beslenmek, dolayısıyla farklı antioksidanları beslenmede bulundurmak da enerji artışında etkili olabilir. Bu bağlamda özellikle sarı-turuncu meyve ve sebzeler dikkat çekicidir. A vitamini öncüsü olan beta karotenin turuncu rengi sağladığı kavun, turunçgiller, taze hurma, havuç gibi besinler bağışıklık sistemini olumlu etkilemekte; dolayısıyla enerjimizin yükselmesine katkıda bulunabilmektedir.

 

SOD VE ENERJİ İLİŞKİSİ

Bazı dönemlerde kişiler yorgunluk ve enerji düşüklüğünden mustarip olmaktadırlar. Bu durum günlük sorumluluk ve aktiviteleri de etkilemektedir. Psikolojik stres ve yorgunluk oksidatif strese de neden olabilir. Antioksidanlar vücuttaki oksidatif stresle mücadele etmektedirler.

SOD, vücudun enzimatik antioksidan savunma sisteminin ana enzimidir. Son zamanlarda hem sporcularda hem de diğer kişilerde yorgunluk ve psikolojik stres üzerinde etkisi süperoksit dismutaz (SOD) açısından zengin kavun konsantresi takviyeleri popülerleşmiştir. Sporcularda SOD takviyesi etkilerini inceleyen bir çalışmada SOD takviyesinin kas hasarını önlemede ve düzenli fiziksel aktivite sırasında yorgunluğa ve toparlanmaya karşı daha iyi bir direnç oluşturabileceği görülmüştür.

Sağlıklı bireylerle yapılan bir başka çalışmada ise SOD-kavun konsantresi takviyesi, plaseboya kıyasla algılanan stresi önemli ölçüde azaltmıştır. Ayrıca SOD-kavun konsantresi takviyesi ile yaşam kalitesi iyileştirilmiş, fiziksel ve zihinsel yorgunluk azaltılmıştır. Yine sağlıklı bireylerle yapılan bir başka çalışmada ise SOD takviyesinin performans, fiziksel (ağrı, uyku sorunları), bilişsel (konsantrasyon, yorgunluk, uyku sorunları) veya davranışsal (tutum, sinirlilik) ile bağlantılı stres ve yorgunluk belirtilerinin ve yaşam kalitesi ve algılanan stres önemli ölçüde iyileştiği görülmüştür ve takviye kullanımının herhangi bir yan etkisi görülmemiştir. Bu çalışmalara göre SOD takviyesi, stres ve yorgunluğu azaltmanın etkili ve doğal bir yolu gibi görünmektedir.

Enerjiniz bol olsun, dilerim…

 

Uzman Diyetisyen İpek AĞACA ÖZGER

 

 

 

 

Nutrefor® Multi Fruit Energy ile her daim enerji dolu olmak için ürünler sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Referanslar

  • Saby, M., Gauthier, A., Barial, S., Egoumenides, L., & Jover, B. (2020). Supplementation with a bioactive melon concentrate in humans and animals: prevention of oxidative damages and fatigue in the context of a moderate or eccentric physical activity. International Journal of Environmental Research and Public Health, 17(4), 1142.
  • Carillon, J., Notin, C., Schmitt, K., Simoneau, G., & Lacan, D. (2014). Dietary supplementation with a superoxide dismutase-melon concentrate reduces stress, physical and mental fatigue in healthy people: A randomised, double-blind, placebo-controlled trial. Nutrients, 6(6), 2348-2359.
  • Milesi, M. A., Lacan, D., Brosse, H., Desor, D., & Notin, C. (2009). Effect of an oral supplementation with a proprietary melon juice concentrate (Extramel®) on stress and fatigue in healthy people: a pilot, double-blind, placebo-controlled clinical trial. Nutrition Journal, 8(1), 1-7.
  • Pagliai, G., Giangrandi, I., Dinu, M., Sofi, F., & Colombini, B. (2020). Nutritional interventions in the management of fibromyalgia syndrome. Nutrients, 12(9), 2525.
  • Campagnolo, N., Johnston, S., Collatz, A., Staines, D., & Marshall‐Gradisnik, S. (2017). Dietary and nutrition interventions for the therapeutic treatment of chronic fatigue syndrome/myalgic encephalomyelitis: a systematic review. Journal of human nutrition and dietetics, 30(3), 247-259.
Devamını Oku...

Whatsapp Destek